skip to main |
skip to sidebar
Boş vakit çalışmasıdır.


İstanbul Haliç’teki Perşembe Pazarın bulunduğu deniz, Galata köprüsü, Tersane Caddesi ve Unkapanı köprüsü arasında kalan alanın yeniden yapılandırılması çalışmasıdır. Alanın Galata Köprüsüne yakın olan parçasından başlayan tasarımın etkilerin Unkapanı Köprüsüne doğru yayılmaktadır. Bu küçük alan, bağladığı kentsel noktaların gücü, kamusal hafızadaki yeri ve çok programlı/zamanlı yapısıyla İstanbul’un en önemli çekim alanlarından biri olma potansiyeline sahipken gecekondulaşmış, çöküntü alanı haline gelmiştir. Tasarım İstanbulluların “var oluş” yolculuklarını destekleyecek bir “karşılaşma aralığı” dır.
Tasarım alanı, Haliç’in topografik olarak Boğaz ile kesişim noktasında yer almaktadır. Kentin deniz ile arasında bir sınır olan sahil yolunun üzerinde, en önemli çekim alanlarından biri olan Taksim ve Beyoğlu’ndan gelen “Tünel” ile diğer ara sokakların sahil yolu ile kesiştikleri alanda, başka bir deyişle deniz ile kara arasındaki ilişkinin kurulmasına aday, aynı zamanda vapur, tekne, tramvay, otobüs, otomobil, minibüs gibi birçok farklı ağa ait taşım araçlarının duraklarının bulunduğu bir aralıktır. Hemen yanında bulunan Galata köprüsü sayesinde tarihi yarımada ile bağlantının başlangıcı niteliğini taşımaktadır.
Alanda yayaya ait bir gündelik yaşam vardır; küçük esnafın atölye ve satış mekanları, üçüncü sınıf lokantalar, camii, park, balık pazarı, iskele gibi farklı ölçek ve programlara sahiptir. Köprünün Fındıklı tarafı, tasarım alanına kıyasla daha düzenli görünmekte, fakat aradan geçen trafik yolu iki tarafı birbirinden kopartarak olumlu ya da olumsuz etkilenmeleri engellemektedir. 07:00-18:00 arasında var olan toplumsal uzlaşma, 18:00 den sonra dükkanların kapanmasıyla yerini terk edilmiş bir ortama bırakmaktadır.
Alan, eskiye ait izlerden de gücünü alıyor olmasına karşın, ne var olan değerler görünmekte, ne de üzerlerine, yanlarına ve içlerine eklenen yapılar parazit olmaktan öteye gitmektedirler. Cenevizlilerden kalma sur duvarı parçalarının yanında eski hanlar gibi eski ve değerli miraslar, sözü geçen yapılar arasına sıkışıp kaybolmakta, yapılar ise gelişememektedirler.
Yukarıda açılımlanmaya çalışıldığı gibi, tasarım alanı çöküntüye uğramış değerli bir kent parçasıdır
Sürekli değişim ve gelişim halindeki toplum ilişkileri kentsel dokunun yeniden tanımlanmasına ve farklı yasam mekanlarının oluşmasına neden olmuştur.
Tarihi Kentsel dokuların günümüz gereksimlerini karşılaması ve çöküntü alanları haline gelmemesi için çevre ve yaşam kalitelerinin arttırılması gerekmektedir.
Bu amaçla gecmişle gelecek arasında bir köprü kurarak kimlik olgusunu koruyan Koruma-Geliştirme-Yenileme amaçlı çözüm önerileri getirilmiştir.
Tarihi kentsel dokuların yaşanabilir mekanlar haline getirilmesi için bu dokuların kullanıcılarına dinlenebileceği, alışveriş yapabileceği ve motorlu taşıt trafiğinden mümkün olduğunca uzak tutulabileceği bir ortam sunulmaktadır.
.Buna göre:
1. Alanın tüm İstanbul’a yönelik potansiyeli bağlamında açık/kapalı OTOMOBİL PARK olanağı
2. Taksi, tur otobüsü, belediye otobüsü, tekne (Eminönü, Üsküdar, Kadıköy bağlantısı ve turist turları için), helikopter YAKLAŞIM VE GEÇİCİ DURMA alanları
3. Çevrede günlük işi olup İstanbul dışından gelen kişiler için yeteri kadar GÜNDÜZ KONAKLAMA MEKANI
4. Demir, boya, ahşap, v.b. ATÖLYELER ile bunların SATIŞ BİRİMLERİ
5. Balık, meyva, sebze, vs. alış-verişinin yapılacağı KALICI PAZARLAR
6. 24 saat hizmet veren RESTORAN ve KAFELER
7. Kentlinin toplanabileceği çok amaçlı büyük bir ALAN
8. Tüm program elemanlarını kapsayan ya da bunların dışında, kentlinin dinlenebileceği, eğlenebileceği ve/veya gündelik hayattan kopabileceği bir PARK tasarlanmıştır.